İnsanlık

insanlık nereye gidiyor

Bu yazımda size soracağım ilk soru kuşkusuz ki insanlığın nereye gittiği olacaktır. Şüphesiz gözü gören her insan, insanların birbirine olan güvensizliklerine tanıklık etmiştir. Oldukça iç acısı veren bir durum düşünsenize çocukları oldukça fazla seviyorsunuz ama sokakta bir çocuğu sevemiyorsunuz veyahut kalabalık ortama gireceksiniz, eliniz istemsizce değerli eşyalarınıza gider. 

Bazı geceler kendi kendime düşünüyorum acaba insanlık bu hale nasıl nasıl geldi, neler değiştiki bu güvensiz beşeriyet var oldu ve varlığını artış göstererek hız kesmeden devam ediyor. Ben parkta oynayan küçük bir kardeşimi sevemicek miyim? Paramı, telefonumu umursamaz bir şekilde, düşünmeden gezemicek miyim? Bu hususlar canımı o kadar çok yakıyor ki, kelamlara döksem kalemimin mürekkebi yetmez. Belki eski kafalı olmamın sebebi budur, insanları sevmeme nedenim açık zaten yukarıda bahsettiğim hususlar. 

Ancak bazı insanların çok iyi olduklarını gördüm cidde anlamda iyilik yapmaya çalıştılar bana ama bunun sonunda da şunun farkına vardım aslında onların iyilikleri sadece bana onların içindeki kötülük başka insanlara karşı var. Sonuç olarak iyi insanlarda iyi değil. Bundan dolayı bu yalan Dünyada yalnız insan olarak kalmayı temenni ettim. Beynime o kadar bu kelamları hatırlatmışım ki insanlara karşı aşırı derece duygusuz bir insan olmuşum. İyi mi kötü mü orasını ben bilemem zaten bilsem de benim dememle bir husus değişmez çünkü ben kendimi ne kadar översem öveyim ben gören konuşan insanların görüşlerini söylemesi gerekir. Lakin artık insan oğlu bu kadar kötü bir hal almışki uzaktan bakarak da hakkınızdaki görüşleri doğrusuyla yanlışıyla paylaşıyor. Buna da kendi araların da gıybet diyorlar, ne kadar güzel değil mi? İnsanı tanımadan veya uzaktan bakarak saatlerce konuşmak. Bu insanların eline okumaları için kitap veriyorum veya topluma yararı olacak bir proje hakkında destek istiyorum aman vaktim yok diyerek geçiştiriyorlar. Belki de bu insanlar biraz daha fazla kitap okusalar ve kendilerini geliştirseler herşey daha güzel b,r hal alacak. O aradığımız eski beşeriyet gelecek ve içlerin de ki asıl duyguları dışarıya yansıtabileceğiz. Güven duygusu gelecek, demesi bile ne kadar güzel geliyor insanın kulağına ama maalesef çok zor… 

Aslında zor değil bunları insanlar zorlaştırıyor. O kadar zorlaştırıyorlar ki insanların artık dayanacak güçleri kalmadı,yoruldular dava gütmekten vazgeçtiler, hayatlarından yaşanmışlıklarından herşeyden vazgeçtiler. Etrafımızda yaşayan ölüler görüyoruz sadece, stabil saatlerde işe giden, hayata olan duygularını kayıp etmiş insanlar.

Düğünlerde İnsanlar

Evet o samimiyetsiz düğünlere gelelim şimdide, erkekler köşedeki takım elbiselerini, kadınlar şık tasarımlı özel elbiselerini çıkarırlar. Hepsinin yüzlerin de bir neşe bir neşe anlatamam varya bu insanlar bana ne kadar samimiyetsiz geliyor. Aslında hepsinin içerisinde kopan bir fırtına hayat kavgası bulunmaktadır. Kimisinin aklında bu ayı nasıl geçireceğiz bir başkasının sağlık problemleri tabiki bazıların da ufak tefek dertleri var. Sonuçta mutlu insan yok hayatta fakat düğünlerde nedensizce insanlar mutlu. Zaten gelin ve damat aşırı derece mutlular nedeni ise ileride yaşacakları kavgalardan dolayı galiba. Tabi istisna olanlar da var bu Dünyadan vazgeçerek gerçek hayatı bulan. Bu insanlar genelde mutlulardır zaten çünkü bu hayattan bir beklentileri yok. Her insan böyle olsa hayatın getirdiğini kabullense mutlu olabilirler. Anlıcağınız düğünlerde samimiyetsiz insanların buluşma noktasıdır.

Düğünlerde insanlar

Mezarlıklarda İnsanlar

İnsanların gerçeği biraz daha fazla farkettiği ve üzüldüklerini sandığı ortamlardan birisi olan mezarlıklardır genellikle. İlk gün herkesin gittiği ve seneler sonrasında kimsenin yolu düşmeyen bir mekan. Düşünsenizi kim dedesinin dedesini hatırlıyor ki? Kaç kez gündeme geliyor toprağa karıştı gittiler. Bundan dolayı bu hayatta bir iz bırakmalıyız çünkü hayatta genel olarak geçmişten günümüze hatırlanan insanlar arkasında bir icat veya bir davranış gerçekleştirmiştir. Kısacası imzasını geleceği atmıştır, ve sadece toprağın altında yok olmaktan kurtulmuştur.

Mezarlıklarda İnsanlar

Çocuk Parkların da İnsanlar

Çocuk parkları bence Dünyanın en muazzam yeridir. Tek sıkıntı büyük insanların bu alanlarıda taciz etmesidir. Ruhlarınızı kaybetmişsiniz, bedenlerinizi iş karşılığında kiralamışsınız sizin ne işiniz var çocukların, gerçek ruhların, samimiyetin olduğu mekanda. Bırakın parkları çocuklara zaten ileride onlarında ruhlarını, kanlarını emeceksiniz şimdiden bunu yapmanın ne anlamı var ki? Bu hayatta insanlıktan ne kadar nefret ediyorsam çocukları da o kadar fazla seviyorum. Zaten onlarda olmazsa oldukça yalnız kalacağım, hayvanlar konuşsa yine bir ihtimal kurtulurumda yalnızlıktan… Aslında ben yalnızlığa vurulmuşum, bırakamıyorum…. 

Çocuk Parklarında insanlar

Beşeriyeti oldukça kötüledim bu kadar kafi bence.

Selametle kalın….

26 views

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir