Gecenin bir vakti, tepemde yıldızlar dolu. Evimde çatı olmadığından dolayı olsa gerekir, tepemdeki yıldızları görüşüm. Aydınlığı ise Ay’a borçluyum yoksa içim gibi karanlığa boğulacaktım bende. Kafam oldukça karışık delirmek üzereyim galiba, kiminle konuştuğumu bile bilmiyorum artık. Kendimle konuşuyorum galiba veya kafamın içerisinde yarattığım bir takım insana hitap ediyorum. Acaba ben öldüğüm zaman bu yarattığım insanlar ne olacak? Olmayan bana dua ederler mi sizce, aman ben istemem gerçi ansalar ne olacak şuan beni dinleseler kafi bana. Oldukça çekilmez bir adamım galiba kafamdaki yarattığım insanlar bile beni terk etmek ile tehdit ediyor. Yalnızlık aslında güzeldir çünkü ben biliyorum ki iki kere iki dört etmez, her insan aynı olmaz, her insan aynı yaşamaz..

Mesela bir an düşündünüz mü Afrika’da Dünya’ya gelip çocuk yaşta açlık ile mücadele ettiğinizi veya Filistin’de doğup sadece dini inancınızdan dolayı işkence edildiğinizi. Acaba benim yalnızlığımın nedeni bu olabilir mi arkadaşlar? Bence kesin bu bir kadına aşık olup el ele sokaklarda gezeceğime Afrika’da olan hususları, Filistin de ki savaşı düşünmek, milletin arkasından değil de yüzüne gerçekleri söylemek, dedikodu veyahut bir spor dalında ki adamın dedikodusunu veya saçma sapan bir filmin parçasında olmamak beni yalnız kılan. Çünkü beşeriyet olarak gerçek olan hayattan kaçıyoruz, bize dayattıkları her şeyi benimseyip onların istedikleri gibi bir hayat sürüyoruz. Dava bilincimiz, hakkımızı savunmak gibi bir niyetimiz yok gecenin karanlığına bürünüp görmezden geliyoruz içimizdeki sızıyı.


Hamza Sedat Demir

http://bebelium.com/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir