Sözlük tabire ile duygusuzluk demek; duyguları olmayan, hayattan beklentisi olmayan, mutlu olamayan veya mutsuz olamayan bir insanı veya başka bir canlıyı çağrıştırmaktadır.

duygusuzluk

Bu konunun özüne inersek ve akıl ile düşünürsek “duygusuzluk” da bir duygu olacağından dolayı, duygusuzluk kavramının olamayacağını oldukça kolay söyleyebiliriz. Aslın da akıl ile düşünürsek kendi içimizde ki birçok hususu bulamayacağız. Bulsak bile aydınlığa çıkaramayız çünkü tam anlamı ile doğrusu olmaz hiçbir zaman. Anlayacağınız akıl ile düşünürsek, dışarıdan ne kadar doğru kararlar görünse de içimiz de hep bir ukte kalacaktır. Bunu söylememde ki temel amaç zaman ilerliyor ve zaman ilerledikçe insanın benliğine olgunluk sürekli işleniyor. Yaşadıkça, gördükçe daha olgun bir insan oluyorsun ve eskiden çok akıllı gelen bir olay sana ilerleyen zamanlar da oldukça yanlış ve çocuksu gelecektir. Bundan dolayı da akıl ile alınan kararlar ileride pişmanlığımız haline gelebilirler.

 

Gönül Dünyası

 

Akılın yanı sıra gönül ile yorumlarsak muhakkak ki kelamlarımız oldukça değişecektir. Gönül aslın da tüm hususları önceden sezer buna en iyi örnek “annelerin, çocuklarının arkadaşlarına bakarak iyi veya kötü olduğunu anlamasıdır.” Fakat şuan ki insanlar için “gönül” dediğimiz sadece 2 hece 5 harf’den oluşan bir kelimedir. Bundan dolayı duygusuzluk kavramını gönül açısından yorumlarsak fazla kelam edemeyeceğiz. Ben yine de kendi gönlümce iki üç kelam etmeye çalışayım;

Gönül insanın kendi benliğidir, yani ben oluş nedeni… Eğer öncelikle cidden gönlümüze erişebilirsek burada bahsi geçen duygusuzluk kavramına hayat verebiliriz çünkü tüm duygularımız ve yaşama gayemiz kendimizin içinde var olmaktadır. Eğer gönlümüze, ciddi anlamda saf duygularla inebilirsek bu Dünya da ki yalancı duygulardan vazgeçip duygusuzluğa hayat verebiliriz. Şimdi bu sözleri mi aklınız ile düşünüp soracaksınız “Duygusuzluk duygunun var olmayışı değil mi? Nasıl bir hayattan bahsediyorsun? Mutsuz bir hayat mı istiyorsun?” gönülde ki Dünya öyle bir yer ki başkasının mutluluğu ile mutlu olabiliyorsun, gaflete kapılmıyorsun, yanlışa elini uzatamıyorsun, kendin için yaşamıyorsun, her şeyden kendinden bile vazgeçiyorsun bu sefer duyguların da var olmuyor ve bu Dünyada ki duygusuzluğa hayat veriyorsun. Tabi bu gönül içerisin de bulunan Dünya da kimse yaşamak istemez başlıca sebebi insanlar kendi benliğindeki bencillik çukurun da boğulmaktadırlar. Neden başka bir insana, hayvana veya başka bir canlıya yardım etsinler ki. Benim bu dediğim Gönül Dünyasın da yardım etmekten ziyade bu yola kendi hayatını bağışlamaktır. Bundan dolayı bu gönül Dünyasının kapısını çoğu kişi açamaz. Maalesef ki günümüz de artı kalan yemeğini ihtiyaç sahibine vermek yerine yemeği çöp haline getiriyorlar, nasıl açacaklar ki o kapıyı…

Benden size son bir tavsiye olsun ve oldukça uzattığım sözümün sonuna geleyim. “Göz ikidir fakat tek görür, kulak ikidir fakat tek duyar. Akıl ile gönül de bu şekil de olmalı iki olup tek hissetmeleri gerekir…”

Vesselam.

 


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir